29 Eyl 2007

MUĞLALI

Sn. Yusuf Gürbüz'ün gönderdiği Muğlalı faaliyette.

Yumurtamız, çeşitli ebatlarda larvamız

ve kapalı gözlerimiz mevcut.



26 Eyl 2007

NASIL BAŞLADIM !

Gürültü,patırtıdan sıkılıp hep hayalim olan küçük bir balıkçı kasabasına kaçtım.
Küçük birde zeytinlik aldım.
Zeytinciliği internetten araştırırken,
türkçe blog sayfalarıyla karşılaştım.
Hadi zeytincilik üzerine blog yaptım.
Pekte hoşuma gitmedi.Kurcalarken sağı,solu
bugün kullandığım bloğu buldum.
Bir tanede zeytinci adıyla buradan blog yaptım.
Belirteyim ingilizceden ve internet-bilgisayardan pek anlamam.
Canım sıkıldığından kurcalıyorum.
Bu esnada iki kovan arı aldım.
Bu seferde arıcılığı araştırırken arıcılık.gen.tr'yi buldum.
Orada uyanık arıcının yazılarını okudum.
Çok hoşuma gitti.
Bende ki cevheri keşfedecek kimse olmadığı için
sana blog yapalım diyende olmadı.
Hevesim geldi.
Bi tanede arıcılık bloğu yapayım dedim.
Blogları bir yandan yapıyorum.
Diğer yandan da (nasıl becerdiğimi halen anlamış değilim),çökertiyorum.
Bir yerlere girip çıkıyorum,yazı karekteri değişiyor,düzeltemiyorum.
Haydi bloğu silip yeniden kuruyorum.
Bu aralarda Halil'in bloğunu buldum.
Yazı sitili çok hoşuma gitti.
Espirilerine her halde en çok gülen benimdir.
Yavaş yavaş arıcı arkadaşlarla
internet üzerinden tanışmaya başladık.
Arıcılık ve blogçuluk cevherim geliştikçe gelişti.
Dernek yada birlik farketmez kendimi başkan olmaya hazır hissediyorum.
Ah Ali Türk buralara yakın olacaktı ki.
Kim tutardı beni.
Bilahire birgün Halil Bilen dediki:
-Emin abi bırak bu zeytincilik bloglarını arıcılık yap.
O söz hep kulaklarımda çınlar durur.
Olmadı msn den yazdığına göre şöyle olur.
O söz hep gözümün önünde duruyor.
Böylece küçük bir yerde yaşıyan,
küçük bir arıcı olan
küçük ve yalnız biri yani ben
bu işlere devam etmeye çalışıyoruz.
Allah herkesin bu arada benimde
yolunu,bahtını açık etsin.

23 Eyl 2007

KOVAN YAPIMINA DEVAM

Kendi kovanını kendin yap,kampanyası tüm hızıyla sürüyor diyemecem.
Merkezde ve yol üstünde oturunca,
yoldan geçen komşudur,arkadaştır
geyik muhabbetine takılıyor.
Onlarla çay,sigara molası verip gevezelik etmekten fırsat buldukça
kovan yapımını sürdürmeye çalışıyorum.
Atölye olsa yazarsın duvara,
lütfen çalışanı meşgul etmeyelim,ziyaretin en güzeli en kısa olandır vb. vb.
Duvarsız yerde çalışmanın sorunu işte bu.

20 Eyl 2007

MODAYA UYALIM DEDİK!

Zeytinlikte çiçek yetersiz diye bir kovana balkonda bakıyorum.
Sayın Yusuf Gürbüz'ün gönderdiği Muğla'lıyı bu kovana verdim.
Ananın durumu nasıldır diye bakarken,fotoğraf çekineyim bari dedim.
Biraz abartıp işi artizliğe döktüm.
Neden artizlik yaptığımı da açıklayayım.
Bu arıcı kiyafetiyle kontrol ettiklerim,
benim her daim saldırganlıklarından şikayet ettiğim arılar.
Bu saldırgan vatandaşlar,yaz gelince kuzulaşıyorlar.
Kesinlikle körük yakmıyor ve böyle kurcalıyorum.
Aynı arılar bir ay sonra değil balkonda durmak,
zeytinliğin kapısından girerken gelip,yapışırlar.
Bende bu büyük farkın nedenini bir türlü anlıyamadım.
Neyse günün en gereksiz modasına bende uyayım dedim.

18 Eyl 2007

EK-1

Taşkın beyin uyarısıyla bir önceki yazıya ekleme yapma gereği duydum.
Halil Bilen'i unuttun diyor da kesinlikle unutmadım.
Nasıl ki Devrim Oskay'ı
Murat Çakır'ı,Fatih Mutlu-Fatih Güneş,Trakyalı dostlarımızı,
Karadenizli kardeşlerimizi unutmadığım gibi
sevgili Halil'i kesinlikle unutmadım.
Yazımda arıcılık dünyasına her türlü deneyimleriyle katkıda bulunan herkese
isimlerini yazdığım iki arkadaşın nezdinde teşekkür etmiştim.
Elbetteki bu teşekkür herkesi kapsamıyor.
Kimleri derseniz internetten okuduklarını pazarlayanları,
başkalarından duyduklarını kendi bilgileriymişçesine aktaranları,satanları,
hiç bir şekilde kapsamaz.
Yusuf Gürbüz ve Ali Türk yanlış ve başarısız uygulamalarda yapıyorlarmış.
Elbette ki yapacaklar.
Her yeni uygulama
ilk seferinde başarıyla sonuçlanabilseydi,
adı zaten deneme olmazdı.
HİÇ YANLIŞ YAPMAK İSTEMİYORSAK
YAPMAMIZ GEREKEN TEK BİR ŞEY VAR!
HİÇ BİR ŞEY YAPMAMAK.

17 Eyl 2007

AÇIK TEŞEKKÜR

Gönderdiği analar için Yusuf Gürbüz' buradan teşekkürü borç bilirim.
Ki gönderemese de teşekkür ederdim.
Bilirim ki olanağı yoktur.
Artık prof. diyemiyorum.Çünkü bazıları gerçek prof. zannediyorlarmış.
Her zaman söylemişimdir.Evet o bir prof.tur.
Akademik ünvan olarak değil deneyim ve araştırmacılık,paylaşımcılık olarak
Evet bir prof.tur.
Başka yerlerden kes,yapıştır bilgi satmaz.
Anlattıkları kendi deneylerinin sonuçlarıdır.
Tekrar teşekkürler.
Diğer kişiye gelince prof. demeksekte en az doçent ünvanını hakeden
nam-ı diğer arı bakanı Ali Türk'tür.
Bu sevgili arkadaşların sayesinde arıcılığı öğrenmeye başladığım için
tekrar teşekkür ederim.

12 Eyl 2007

ACEM BORUSU

Sürekli acem borusundan bahsetmişimdir.
Beyaz Kovanda bu konuda epeyce yazmıştım.
Bu sarmaşık şeklinde ,aslında ağaçcık.
Haziran'ın sonlarında açmaya başlıyor.
Soğuklar başlayıp,
nerdeyse yapraklarını dökene dek açmaya devam ediyor.
Çiçekleri böyle ortalama on taneli demet halinde.

Tek çiçeğin içine doğru görünüşü bu.
En önemli ve biz sabit arıcıları ilgilendiren kısmı işte bu.
Eğer çevrenizde varsa deneyin.
Çiçeği üreme organından çekin,bu bol miktardaki nektarı göreceksiniz.
Tadına da baktım.Sizde bakın.Şekerli bir tadı var.

Burada sayın ballı bitkiler araştırmacılarına soruyorum.
(Tabi kes yapıştırla bilgi satanlara asıl sorum.
Hayatında görmediği,yetiştirmediği bitkiler konusunda ahkam kesenler dahil.)
Bu kadar çok miktarda nektar hangi bitkide var.
Tek olarak hangi bitki acem borusu kadar çiçekli kalabiliyor.
Aynı zamanda çite duvara sardırıldığı için nerdeyse sıfır yer işgal ediyor.


Daha önce başıma geldiğinden biliyorum.
Bazıları sen su damlatmışsın diyebilir.
Denemek serbest.Acem borusu her yerde var.

Gelelim Acem borusunun bana göre en olumsuz yanına.
Acem borusu çok su ister.
Ne kadar su, o kadar çiçek.
Birde sürekli çiçek açıp,açılanlarda bir süre sonra döküldüğü için
evin bahçesine uygun değil.
Birde eşiniz titizse döküntüleri süpürmekle başa çıkamayacağından ,sökmek zorunda kalabilirsiniz.

10 Eyl 2007

ALİ TÜRK'ÜN TEŞHİSİ

Kardeşim sanki gelipte kovanın içine baktın.
Yani uzaktan teşhis diye ben buna derim.
Ana arının durumu aynı yorumunda anlattığın gibi.
Tecrübe dedikleri bu her halde.
Teşhis mükemmelde şimdi de çözüm önerisini bekliyorum.

9 Eyl 2007

ANA ARI NEDEN ERKEK YUMURTLAR?

İki ay kadar önce aldığım analardan biri hiç yumurta yapmadı.
Bir diğeri ise önceleri az erkek,çok işçi yapıyordu.Son zaman ise yalnızca erkek yapıyor.
Önce yalancı ana zannettim.Baktım ana geziyor.Durmadanda erkek yumurtaya devam.
Sorun ne olabilir?Belli ki az döllenmiş yada kanallarda arıza var.
Belki kendiliğinden düzelir umuduyla bekliyorum.
Umutsuz bekleyiş olduğunu biliyorum,kıyamıyorum.
Arıcılığa ilk onunla başlamıştım.
Biterlerse canlarına rahmet.

8 Eyl 2007

MORDOĞAN BAL ÜRETİCİLERİ DERNEĞİ

Kursumuzu başarıyla bitirdik.Sınavıda başarıyla geçen altısı bayan yirmibeş kişi arıcılık belgesi almayı hak etti. Önümüzdeki hafta belgelerimizi teslim alacağız.
Şimdi asıl soru şu?
Birlik mi kurmalıyız?
Yoksa dernek mi?
Bu kurs işini organize edebilmek için kendimi paralarken amacım örgütlenmenin temelini atmaktı.Temel atıldı.İşin bundan sonra ki kısmı yukarıda ki soruya bulunacak cevaba göre yola devam etmek.
Tabi ki birlik olmanın daha avantajlı yanları vardır.Fakat ondaki en büyük engel yıllık 24 ton bal üretimini garanti etmek.Çok zor,hatta imkansız denebilir.Gerçi küçük yerde olmanın
avantajıda herkesi mecruben tanımak olduğundan o engelide bir şekilde aşabiliriz gibime geliyor.
Sorun değermi.Dernekleşmekte ise o tür bürokratik engeller yada işlemler yok.
Benim bu konularda bilgisi olan arkadaşlardan beklediğim deneyimlerini aktararak kararımıza katkıda bulunmaları.
BEKLİYORUM.

5 Eyl 2007

UĞUR'UN ARILIĞINA MİSAFİR OLDUK

Geçen günler Uğur'un mütavazi kulübesine misafir olduk.Neden geç yayınladım derseniz,benim blog spam teşhisiyle bir süre karantinaya alındı.En nihayeti bugün spam olmadığı anlaşılıp taburcu edildi.

Neyse tam karşıdaki arkadaş Uğur'un sevgili bacanağı ve yardımcısı çok kral bir
arkadaş.Herkesin keşki benim bacanakta birazcık benzese diye imrendiği bacanaklardan.
Tam karşıdaki bilgi küpü vede baldan tatlı sohbetiyle babası.Süper biri ya. Saatlerce dinlerde vaktin nasıl geçtiğini anlayamazsınız.

Düşünüyorum.Neyimi:
Ya acaba ana arı kafeste sekiz gün yaşar,diyenler hiç denemişler mi ,yoksa bir yerlerden duymuşta mı Uğur'a anlatmışlar. Diye düşünüyorum.Yok ya buda herzaman ki avcı hikayelerinden.Gitti Uğur'un analar.Şimdi olmaz öyle bir şey yoksa rüyamı desem inanmayacak.Nasılsa acı haberi daha sonra alırız.Şimdiden başımız sağ olsun.

ARICILIK KURSU

Dört hafta boyunca kursiyerlerimizin yirmibeşide büyük bir heyacanla sınıfı doldurdular.


Aynı heyacanı kurs hocamızda da gözledim.Dersi o kadar zevkli anlatıyor ki sınıfta çıt çıkmıyor.

Bu ortam tüm kurs boyunca sürdü gitti.Dört haftalık zaman ne zaman bitti hiç anlayamadık.Sınav günü gelip çattığında tüm sınıfı büyük bir heyecan dalgası sardı.Herkes en başarılı

öğrenci olabilmek için kurs boyunca öğrendiklerini sınava kağıdına hatasız dökmek için çaba

harcadı.Resimdeki de ben oluyorum.Sınavda en düşük notu alma başarısını gösterdim.İzmir'den kursumuza katılan Ali Enarıcı arkadaşımız ve Bayan kursiyerler tam not alma başarısını gösterdiler.

Düşük not almam aynı zamanda beceriksizlik örneğide sayılabilir.Hocamızın işi olduğu için

soruları hazırlayıp sınavı yapmamı rica etmişti.Bende soruları bilgisayarda hazırlayıp, fotokopide

çoğaltırken aklımda tutamadığım için sınava girenler içinde en kötü notu aldım.

Buda benim utanç belgesi diyebileceğim sınav kağıdım.Çok utanıyorum kimsenin görmesinide istemiyorum.Bende olsam dalga geçer,birde arıcı geçiniyorsun derim.

Allahtan hocanın isteğine uyupta soruları daha kazık hazırlamadım.

Belkide sınıfta kalırdım.