26 Şub 2008

FIRTINA

Korkunç soğuklardan sonra bir kaç gün yaprak kımıldamıyor,nefis bir bahar havası vardı.
Pazar günü hafiften esmeye başlayan rüzgar,akşama doğru hızını artırmaya başladı.
Tüm gece boyunca esti durdu.
Sabah kalktığımızda fırtınayla karşılaştık.

Ortalıkta fazla bulut olmamasına rağmen rüzgar oldukça fazlaydı.

Bu fotoğrafları pazartesi sabahı evin penceresinden güneş yeni doğarken çektim.
Arılarda şaşırdı.Birkaç gün bahar.Derken arkasından fırtına.Hava sıcaklığıda oldukça iyi.
İyide bu rüzgarda arı nasıl uçacak.


23 Şub 2008

BU GÜN-23/02/2008

Kanımca buralar için son bir soğuk kaldı.Üç gündür tam anlamıyla bahar havası yaşıyoruz.Arada verdiğim şerbete artık tam anlamıyla yüklenme vakti geldi.
Benim kışlama yöntemim çok basit.Elleme olduğu gibi kalsın.Arılar doğal yaşamlarında nasılsa öyle kalmaları taraftarıyım.
Benim kovanlarımın hiç birinde bölme tahtası,nem alıcı maddeler yok.Arıları sıkıştırmıyorum.
Fazla çıtaları gereğinden fazla geri almıyorum.
Aşağıdaki resimde kovanın açılışının basitliği görünüyor.Kapak menteşeli olduğu için rahatlıkla açılıyor.
Örtü tahtası iki parçadan oluştuğu için şerbetleme yapılırken kovanın diğer bölümündeki arılar hiç rahatsız olmadıkları gibi yavrulu alana direk soğuk havanın teması da olmuyor.
Bu arada belirteyim.Forumda bazı vatandaşlar ikiye bölünmüş örtü tahtası ben icat ettim diyorlar.Kendi adıma konuşursam bu şekildeki örtü tahtasını ilk olarak Yusuf Gürbüz'de gördüm.Kullanışlı olduğunu görüncede kendi imal ettiğim kovanlarda uyguladım.
Kışa girerken arıların kendi uyguladıkları düzenlerine hiç müdahale etmiyorum.Yalnızca sıcaklığı korumasına yardımcı olsun diye son çıta olarak temel petek koyuyorum.

Şerbetliğin altında gözüken metal parça havalandırma yeri.Kovanın uçuş deliğide orada.
Havalandırma arılı çıtaların altına kadar gelmiyor.
Arılardan biri kameraya dalış yapmış.Kovan dip tahtasıda kendinden meyilli.Havalandırma uygun olunca kovanlarda nem sorunuda kesinlikle olmuyor.Hemide kek değil şerbet vermeme rağmen.
Bu da aynı kovanın dış görünüşü.Önde gözüken metal parça,havalandırmanın uzunluğunu gösteriyor.

14 Şub 2008

YİNE BİRİNCİYİZ YA !!!!!!!!!!

Bu gün okulumuz Karaburun İlçesinde düzenlenen ilköğretim okulları arasında düzenlene bilgi yarışmasında yine İlçe birincisi oldu.Öf ya hep birinci olmakta sıkıyor.Şimdi işin yoksa İldeki yarışmaya git,en azından 2-3 cü ol çok monoton geliyor.Bu sene birinci olmayalım diye uğraştık.Fakat yine birinci olduk.Neyse seneye inşallah birinci olmayızda angarya işlerden kurtulurum.

7 Şub 2008

TÜM DOSTLARA SELAM OLSUN.

Bahara geldik artık.Tabii bizim buralar için geçerli.Fazla da kış gördük desem,kovanlarını iki metre karın altından çıkaran arkadaşlara ayıp olacak.
Naparsın ki Akdeniz ülkelerine has bir özellik bu.Özellikle Akdeniz'in üst kımlarındaki ülkeler hep böyle.
Neyse asıl demek istediğim.
Ülkemizin yöresel iklim farkları arasında oldukça büyük farklılıklar olduğudur.
Geçmiş yıllarda arkadaşlarla görüştüğümüzde tabii MSN'de.Bir şey sorduğumda Standart cevaplar veriliyor, kendi iklim kuşağıyla ilgili yorumlar yapılıyordu.Kimse nerdensin,oraların iklimi nasıl diye sormazdı.Ben cahil,fakat Türkiye'nin hemen her yerini gezmiş biri olarak bu yaklaşımın yanlış olduğunu fark edip soru sormaktan vaz geçtim.
Şimdilerde görüyorum ki bu yanlış yönlendirmelerden vaz geçildi.Bunu da temel nedeni blogların yaygınlaşması.Artık canlı yayın gibi,bir tarafta kar diğer tarafta arılar çiçeklerde.
Bu blog işinin yaygınlaşmasına önderlik eden başta Halil Bilen ve diğer arkadaşlar ilerde unutulmazlar arasına girecekler.Bence girdiler bile.
Ali Türk ve diğer arkadaşlar uğraşmasa bizler ne bilirdik larva transferini,ana arı yetiştirmesini.Hala arılara tavuk vermeye devam ederdik.
Bir arkadaşın blogunu okudum.Ana arı yetiştiriciliği üzerine yazısı var,olması gerkeni yazmış.
Ana arı yumurtladıktan vede gözler kapandıktan sonra satışa sunulur diyor.Çok doğru olması gerken de bu.Maalesef olan bu değil.Ben geçen sezon değişik yerlerden yirmi adet ana aldım.
Tanesi yirmi ytl.Gerçi kargosuyada ta İzmir'e gidip gelmesi de var ama onları saymıyorum.
Bu anaların büyük çoğunluğu gümledi.Bu gümlemelerde şahsi hatam sıfır.Hepsini firesiz kabul ettirdim.Çiftleşmemiş yada az çiftleşmiş analarımız nur topu gibi güçlü erkek arılar doğurmaya başladı.Sadece üç ana normal çıktı.Şimdi bir hesap yapalım.
20 ana x 20 ytl =400 ytl 400 ytl / 3 ana = 135 ytl
Bir adet ana arının maliyeti bu yol parası,kargo gibi harcamaları eklediğimizde 200 ytl'yi geçer bile.Bu paraya Bir adet ana arı alacağıma kovanıyla,anasıyla beraber arı alırdım.
Profesyonel ana arı üreticilerine burdan teşekkürlerimi iletirim.
Bu arada bir şeyi daha belirteyim.Yusuf Gürbüz'ü herkes tanır.Bu arkadaşımız kış başında bana ana arı gönderdi.Para bile istemedi.Gerçekten çok teşekkür ederim.Arılar süper.
İŞTE KALİTE FARKI budur diyorum.
Hatta daha önceki yazılarım da Yusuf Gürbüz'ün gönderdiği arıların gelişmelerini anlatmıştın.Merak eden olursa biraz daha eskilerde halen mevcut.Referans olarak gönül rahatlığıyla öneriyorum.
Ben boşa giden parama o kadar acımadım.Asıl üzüldüğüm,emeğim.Boşa giden çabalarım.Yirmi anayı firesiz kabul ettir fos çıksınlar.İnsan elinde olmadan sinirleniyor.Neyse geçmişe mazi derler.Benim diyeceğim odur ki ana alacaksanız yazımın üst taraflarında adı geçen iki arkadaştan şaşmayın.Reklam olmasın diye isimlerinin baş harflerini yazacağım gerisini siz bulun. Şunuda unutmayalım bir musibet bin nasihattan iyidir.
Unutmadan baş harflerini yazayım da kamuoyu merak içinde kıvranmasın.
Yusuf Gürbüz-Ali Türk.