27 May 2008

SULUK

Havalar ısınınca arılarda suya hücum ettiler.Geçen senelerde Suluğu kargılardan yaptığım siperliğin arka tarafına koyuyordum.Güneş alıp yosun tutmasın hemde ıhlamur dikmiştim sulansın diyordum damla sulama gibi.

Her iki düşüncede işe yaramadı.Bidon yine yosun tuttu.Ihlamur da bir türlü adam olmadı.

Bu sene suluğu öne aldım .Ektiğim Akasya ağacını sulasın bari.Suluk arkada olduğu zaman eşek arısı kovalamak için bir arkaya bir öne koşmaktan mahvoluyordum.

Suluk yanımda olduğu için sarıca ve eşek arısı geldiğinde anında öldürebiliyorum.

Tahtadan akan suyu direk toprağa göndermiyor,önce yalak niyetine kullandığım yerde biriktirip,oradan toprağa damlayıp Akasyayı sulamış oluyorum.
Neden uydurma bir yalak yaptım ve o uydurma yalağın arkasında ki tuğla ne işe yarıyor?

Keklikler su içiyor.Tuğla olmadığı zaman tahtanın üstüne çıkıyorlar su içebilmek için,tahta devriliyor.Dolayısıyla su da boşa akıyordu.Artık rahatça su içebiliyorlar.

Meğer bu kadar sıcak yerde vede bu kötü toprakta Ihlamur olmazmış.

Tam akasyalık yermiş de geç öğrendim.Seneye bu akasya iyice büyürse hem çiçekleri işe yarıyacak hem gölge yapacak inşallah!

Bu da akasyanın on metre kadar sağ tarafında ki daha önceden ektiğim Kayısı. İyi gelişmeye başladı.Bir kaç sene sonra kocaman olacak gibi.Bunun da çiçeğini ve gölgesini umutla Bekliyorum.Üzerinde az da olsa çok güzel kayısılar vardı.Tam olgunlaştı bir baktım yemişler.Muhtemelen sincaplar yedi, aynısı geçen sene de olmuştu.

26 May 2008

İSTEK ÜZERİNE


Ali Türk’ün isteği üzerine ve de faydalı olacağına inandığım yorumunu birinci sayfadan yayına koyuyorum.(bana faydası oldu)
Ali Türk bu yorumu yazana kadar son süzdüğüm ballar, çatıda makinanın içinde dinleniyordu.

Emin abi birde balı dinlendirseydin makinada.Pınarhisar gezimizde anlattılar,biraz üzücü olmuş.Bir arıcı karısıyla balları süzmüşler,bayağıda varmış.İş bittikten sonrada makinayı balla doldurup dinlendireceklermiş.Sağımdan sonra dinlenen bal daha iyi kıvamda oluyor.Balı doldurduktan sonra misafirliğe gitmişler.Balda öyle bir dinlenmiş ki sorma,makinanın altı çıkmış,bal odaya bir yayılıp dinlenmişki sorma::(((
Buna tüm arıcılar dikkat etsin kap yok diye bal kazanında bal dinlendirmeyin.Bunu yazacaktım bir türlü yazamadım buraya not düşersek,okuyanlar okumayanlara iletir
::)))Birde emin abi arıcılıkta bu günün işi yarına kalırsa ayvayı yersin diyecem olmayacak,böyle az bal alırsın diyeyim::)))
Demesende ayvayı yedim zaten.

24 May 2008

HORTUMCULAR

İşte benim güzelim ballarımı hortumlayanlar.
Bu kovan var ya ;son altı çıtası ful baldı.Baştaki ballı çıtaları ve bal kemerlerini saymıyorum.
O balları yiyip genç anneye yer açmışlar.Anada gençliğin verdiği şımarıklıkla yavru basmış.
İşte son halleri kovandan taşıyorlar.
Kapalı yavruların bazılarını diğer kovanlara dağıttım.Ham petekleride verip çıtaları yirmiye tamamladım.Boş oturmasınlar baride işe yarasınlar.Bir dahada o kadar balı buldurursam yememezlik etmesinler.
Not:Benim kovanlar kendi imalatım.Yatay yirmi standart çerçeve alıyor.Kat atmakla ve üst kata çıkmalarıyla uğraşmıyorum.Arı geliştikçe çerçeve ekliyorum.Kontrol etmeside basit oluyor.
İlave indir-kaldır işide yok.Tembel yada yaşlı işi diyelim.Kapakta menteşeli,kapı açar gibi açıp kapatıyorum.
İlk resimde görünen telli havalandırma deliği kışında öyle duruyor.Yani o deliği hiç kapatmıyorum.
Sabit ve yaşlı arıcı olarak imal ettim.Arı çok hızlı gelişiyor.
Aslında Uğur Kıran'a da uygun.Fakat Uğur genç ve çalışkan.İlave indirip kaldırdıkça kas yapıyorum diyor.Bu saatten sonra vücutçu olcak sanki!

21 May 2008

YAŞASIN !

Sezonun ilk sağımını yapmaya uzun süredir niyetleniyordum.
Tabi niyet tek başına yetmiyor.
Petekler az sırlı,biraz daha sırlasınlar.Bugün işim var yarın yaparım derken...
Günlerden birgün niyeti bozdum gittim kovanların başına.
Yirmi çıta ful arı kaplı,altı çıtasıda tıka basa bal dolu bildiğim kovanın başına.
Son çıtayı çekerken elime hafif geldi.Çektim ki ne göreyim ful yavru,öteki ful yavru sonraki yine öyle.Aman Allahım kovan sadece yavru, ballar uçmuş.
Oturup ağlasam yeridir.
Neyse diğer kovanlarda aynı haltı yemişlerde bu kovanın ki kadar facia boyutların da değiller.
Tüm kovanlardan onsekiz çıta bal toplayabildim.
Geldim eve,çıkardım çatıya.Başladım çevirmeye.
Herşeyimiz dandik olduğundan tencereye bal süzmeye kalktım.
Ne olursa olsun görüntüsü de tadı gibi güzel.
Böyle dört tencere doldurudum.
O büyük hayal kırıklığından sonra bu dört tencere bana dört teneke gibi geldi.
Kekikler açmak üzere bakalım bu sefer balları yedirecekmiyim.

2 May 2008

OĞULCU OLDUK YA

Geçen seneden kalan tek saldırgan kovandan ufak bir bölme yapmıştım.Karniyola döndüreyim diye karniyol anadan yumurtalı bir çıta vermiştim.7-8 meme yapmışlardı.Hata yapıp meme sayısını düşürmedim.Nasılsa 4 çıta bölme arı oğula gitmez dedim.Halt ettim,yanılmışım.
Öğle saatlerinde bir baktım hareket başladı.Artık tecrübeliyim ya bastım spreyi biraz ilerde ki zeytine toplandılar.
Dağda kimsenin rahatsız olma durumu olmadığından ben de rahattım.Tabi alıştıkta.
Eve yemeğe gittim.

Dönüşte hem fotoğraf makinasını aldım,hemde Wilyam öğretmeni.
Zavallı Wilyam korka korka giydi elbiseyi tuttu kovanı napsın.Basit bir operasyonla Oğulu kovana aldık.Çıktıkları kovana iade etmeyi düşündüm ama hazır iki ana var.Kıyamadım.

Zayıf olsun bizim olsun mantığıyla (yada mantıksızlığıyla) iki ayrı kovan oldu.
Bu olayın tek kötü yanı oğulun konduğu zeytinin komşunun arazisinde olması.Dolaşıp kapıdan girmek zor geldi, adamcağızın telini kesip geçtim.Allah af etsin teli kestiğimden değilde ben kesmedim haberim yok diyeceğim için.Gerçi zaten kesip yol açmayı düşünüyordum bahanesi oldu.